Kurumların ödediği tazminatı sağlık görevlisine rücu etmesi

Sözcük manasıyla rücu, dönme anlamındadır ve borçlar hukukuna ait bir kavramdır. Konumuz anlamıyla rücu, kişilere tazminat ödemek zorunda kalan idarenin ödediği tazminatı hekimden veya zarara sebebiyet veren diğer sağlık personelinden istemesi demektir. Anayasamıza göre kamu sağlık görevlilerine karşı doğrudan tazminat davası açılamayacağını, bu davanın öncelikle personelin çalıştığı kuruma karşı açılması gerektiğini açıklamıştık. Bu dava neticesinde idare sağlık hizmeti alan kişiye bir tazminat ödemek durumunda kalabilir. Ancak idarenin ödemek zorunda kaldığı tazminatın doğmasına,sağlık görevlisinin kusurlu davranışı sebep olmuşsa, bu kez idarenin kusuru oranında sağlık görevlisinden bir alacak hakkı doğacaktır. Hakkaniyete uygun olan da budur.

Ayrıca, idarenin tazminat ödemesine sebebiyet veren olay, kamu görevlisi olmayan üçüncü bir kişinin kusurundan kaynaklanmış ise idare bu kişiye karşı da rücuan tazminat davası açabilir. Örneğin Sağlık Bakanlığı bir tıbbi hizmeti (örneğin radyoloji hizmetleri) hizmet alımı yoluyla özel kişilerden alıyorsa, bu kişilerin verdiği zararlardan da sorumlu olacaktır. Ancak bu kişilerin Sağlık Bakanlığınca istihdam edilmiyor olması ödediği tazminatı rücu hakkını ortadan kaldırmayacaktır.

İdarenin ödediği tazminatı sağlık görevlisinden talep etmesi ancak bir rücu davasıyla mümkündür. İdare tek taraflı irade beyanıyla bu bedeli sağlık görevlisinin malvarlığından (örneğin aylığından kesinti yaparak) tahsil yoluna gidemez. Keza kamu görevlisinin özlük haklarından sayılan aylık hakkı idarenin tek yanlı işlemiyle sınırlanamaz, daha açık bir deyimle idare ajanın aylığına el koyamaz. Bunun için ayrı bir rücu davasının açılması şarttır. Ancak sağlık görevlisinin zararı kendi rızası ile idareye ödemesi de mümkündür.

Rücuan tazminat davası idare mahkemesinde değil adliye mahkemelerinde görülür. Dava, asliye hukuk mahkemesinde açılır. Davacı idare, davalı ise sağlık görevlisidir. Rücu davası, idarenin tazminat ödemeye mahkûm edildiği davadan bağımsız, ayrı bir davadır. Sağlık görevlisi rücu davasında kusuru oranında idarenin zararını ödeyecektir. Ancak idarenin ödemek zorunda kaldığı tazminat, sağlık görevlisinin kişisel kusuruna değil de hizmetin kuruluşuna, planlanmasına, örgütlenmesine ilişkin bir sebebe dayanıyorsa sağlık görevlisinin hiç sorumlu tutulmaması gerekir.

Burada sorunlardan birisi de idarenin ödediği zararı sağlık görevlisinden isteyip istememekte bir takdir hakkının olup olmadığıdır. Devlet Memurları Kanuna göre kurumun ödemek zorunda kalacağı tazminatı sağlık görevlisinden isteme konusunda bir takdir yetkisinin, inisiyatifinin bulunduğuanlamı çıkıyor olsa da Anayasanın 129 uncu göre, idare ödediği tazminatı hekime rücu etmek zorundadır. Keza bu hükme göre, “tazminat davaları ... rücu edilmek kaydıyla ...idare aleyhine açılabilir.” Rücu edilmek kaydıyla ifadesi tartışmaya yer bırakmayacak biçimde idare için bir zorunluluğu ifade etmektedir. Devlet Memurları Kanununun ifadesi ise daha esnektir. Adı geçen kanunda, kurumun personele rücu hakkının saklı olduğu ifadesi kullanılarak, idareye rücu edip etmeme konusunda bir takdir yetkisi tanınmıştır.

Sağlık Bakanlığı genel olarak sağlık görevlilerinin eylemlerinde dolayı kendisine karşı açılan tazminat (tam yargı) davalarını henüz daha davanın başında ilgili görevliye ihbar ederek görevlinin davaya katılmasını istemektedir. Ayrıca Sağlık Bakanlığı ihbarında tazminat ödemek zorunda kalırsa personele rücu edeceğini bildirmektedir.

İdare mahkemelerinde idare aleyhine açılan davalarda, sonuçta dava idare aleyhine açılmıştır ve kararda kamu görevlisi kusurlu olsun ya da olmasın tazminata mahkum edilmez. Ancak davaya idare lehine katılan kamu görevlisi, bu davanın idarece kazanılması için savunma yapar. Böylece (davanın reddini sağlayarak) idarenin tazminatı gelecekte kendisine rücu etme ihtimalini baştan bertaraf etme olanağına kavuşmuş olur.