Yargıtay Kararı: Ameliyat sonucunda meydana görme kaybında takdir edilen manevi tazminat yetersizdir

Yargıtay 13. Hukuk dairesi geçtiğimiz günlerde manevi tazminat konusunda tıbbi malpraktis davalarının tamamı için uygulanma yeteneği olan önemli bir karar verdi. Yüksek Mahkeme göz cerrahisi sonrasında gelişen görme kaybına ilişkin davada yerel mahkemenin belirlediği  manevi tazminat manevi tazminat miktarını yetersiz buldu. Kararda 1966 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararına gönder yapılarak, "manevi tazminatın zarara uğrayanda manevi huzuru gerçekleştirecek tatmin duygusuna ulaşmayı" sağlayacak kadar olması gerektiği belirtildi.

Yargılama konusu olayda Davacılar, kızlarının davalı hastanede, davalı doktor tarafından 20.05.2009 tarihinde sol gözünden ameliyat edildiğini, doktorun kusuru nedeni ile sol gözünün görme yeteneğini kaybettiğini ileri sürerek, küçük kızları için için 150.000 TL maddi, 200.000 TL manevi tazminat ile anne ve babası için 75.000'er TL manevi tazminatın ödemesini istemişler, yargılama sırasında maddi tazminat taleplerini ıslah ile 172.341,27'ye yükseltmişlerdir. Mahkemece, maddi tazminat davasının kabulü ile 172.341,27 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 20/05/2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı doktor ve hastaneden alınarak davacı çocuğa verilmesine, Davacıların manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile çocuk için 20.000 TL anne ve babası için 10.000'er TL manevi tazminatın olay tarihi olan 20/05/2009 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı doktor ve hastaneden alınmasına fazlaya ilişkin taleplerin reddine, karar verilmiş, hüküm taraflarca temyiz edilmiştir. Temyiz incelemesi sonucunda özetle şu sonuçların ifade edildiği bozma kararı verilmiştir: 

1- ... davalıların tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2- Davacıların temyiz itirazları yönünden yapılan incelemede; Dava, doktor kusuru nedeniyle oluşan zarardan dolayı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece manevi tazminat yönünden istemin kısmen kabulüne karar verilmişse de; 22.6.1966 tarihli 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında, manevi tazminat tutarını etkileyen özel hal ve şartlar belirtilmiş olup, manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, amacı, mamelek hukukuna ilişkin bir zararın karşılanması da değildir. Söz konusu İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtildiği üzere, hakim manevi tazminat miktarını belirlerken Türk Medeni Kanunu' nun 4. maddesi gereğince hak ve nesafet ilkeleriyle bağlı kalmalı, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarını, kusurlu eylemin mağdurda uyandırdığı elem ve ızdırabın derecesini, istek sahibinin toplumdaki yerini, kişiliğini, hassasiyet derecesini gözetmelidir. Takdir edilecek manevi tazminat, zarara uğrayanda manevi huzuru gerçekleştirecek tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalı, ne var ki mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanması amaç edinilmediğinden zenginleşme aracı da olmamalıdır. Dava konusu olayın gelişimi ve yukarıda belirtilen ilkeler gözetildiğinde, mahkemece, hükmedilen manevi tazminat miktarlarının az olduğunun kabulü gerekir. O halde yukarda belirtilen ilkeler doğrultusunda takdir edilecek daha makul bir miktar manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken, mahkemece yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir (Yargıtay 13. HD Esas: 2016/ 29361 Karar: 2018 / 10305 Karar Tarihi: 06.11.2018)